Değerli Paydaşlarımız ve Konuklarımız,

2019 yılında, ABD - Çin ticaret savaşı ile giderek daha çok hissedilen korumacı ekonomik politikalar ve Brexit’in yarattığı belirsizlikler global ekonomik performans üzerinde olumsuz etki yaratmıştır. Yıl içinde ekonomik konjonktürdeki dalgalanmaların yanı sıra, siyasi gerginlikler ve bölgesel jeopolitik risklerin de arttığı gözlemlenmiştir.

Korumacı önlemlerin küresel talepte ve dolayısıyla ticarette zayıflama yarattığı bu dönemde, talepteki daralma paralelinde sanayi üretiminde gerileme yaşanmış, emtia fiyatlarında da düşüş gözlemlenmiştir. Yatırımcı güveni görece azalırken, yatırım ortamı durağanlaşmıştır. Bu görünüm, küresel büyümeye dair endişeleri artırırken, önde gelen gelişmiş ülke merkez bankalarını, faiz artırımından vazgeçerek genişlemeci para politikalarına dönmeye sevk etmiştir. ABD Merkez Bankası (FED), yıl içerisinde 3 kez faiz indirimi gerçekleştirirken; Avrupa Merkez Bankası (ECB), yeni bir destek paketiyle faiz indirimine gitmiştir.

ABD en uzun süreli büyüme dönemlerinden birini yaşarken, Euro Bölgesi’nde beklenen toparlanmanın gerçekleşmediği; Asya ekonomilerinde, özellikle Japonya ve Çin ekonomisinin büyüme performansında ivme kaybının sürdüğü izlenmektedir.

IMF’in "Geçici dengelenme, ağır toparlanma" başlıklı Ocak 2020 Dünya Ekonomik Görünüm Raporu'nda; küresel ekonomi büyüme tahmini 2019 için % 3'ten %2,9'a, 2020 için %3,4'ten %3,3'e çekilirken, aşağı yönlü revizyonun başta Hindistan olmak üzere, birkaç gelişmekte olan piyasadaki olumsuzlukları yansıttığı belirtilmiştir.

2020 yılının başında, Çin ile ABD arasındaki ticaret savaşında, birinci faz ticaret anlaşması konusunda uzlaşmaya varılması ve onaylanan Brexit yasa tasarısının anlaşmasız olması ihtimalinin ortadan kalkmasının,  piyasa beklentilerini canlandırdığı, ancak söz konusu gelişmelerin küresel makroekonomik verileri henüz görünür biçimde etkilemediği, aynı raporda ifade edilmiştir.

Türkiye ekonomisi teknik resesyondan çıkarak tekrar büyüme sürecine girmiştir

2018 yılının son çeyreğinden başlayarak yeni bir dengelenme sürecine giren Türkiye ekonomisi, üç çeyrek sonunda tekrar büyüme patikasına yönelmiş; 2019’un üçüncü çeyreğinde, beklentilerin üzerinde % 0,9 oranında büyümüştür.

Ekonomide bozulan makroekonomik dengeleri tekrar tesis etmeye dönük çabaların öne çıktığı bu süreçte, zayıf iç talep koşulları ve Türk Lirası’nın görece istikrarlı seyri, enflasyon rakamlarına olumlu yansımıştır. 2019 yılı başında % 20 seviyelerinde olan yıllık TÜFE oranı, yılın sonunda %11,84 düzeyine gerilemiştir. Süregelen piyasa dinamiklerinin etkisiyle TCMB’nin politika faizini kademeli olarak % 24’ten %11,25 seviyesine çekmiş olması da, iktisadi faaliyette hareketlenme yaratarak büyüme beklentisine olumlu etki etmiştir. 

2020 yılında, ödemeler dengesi, dezenflasyon, bütçe yönetimi ve büyüme göstergelerinde Yeni Ekonomi Programı (YEP) hedefleri doğrultusunda gerçekleştirilecek ilerlemeler, ekonomik performans açısından temel belirleyiciler olacaktır.

Sektörümüz açısından durağan bir yıl

2018 yılının son çeyreğinde başlayan ve 2019 yılının 3. çeyreğine kadar süren konjonktürde, inşaat ve finansman maliyetlerindeki ciddi artışlar yanında yatırım iştahındaki azalış; inşaat sektöründeki küçülme ve gayrimenkul piyasasındaki durgunluğu beraberinde getirmiştir.

Ağustos ayından itibaren kamu bankalarının öncülüğünde, konut kredisi faiz oranlarında yapılan indirimler ipotekli satışlar üzerinde olumlu etki yaratmıştır. Konut satışlarındaki canlanma konut fiyat endeksine de yansımış ve fiyatlar görece artış eğilimine girmiştir. İnşaat sektörü güven endeksinde de kademeli bir artış gözlenmektedir.

2019 yılında konut satışları % 1,9 gibi sınırlı bir azalış gösterirken, yine sağlanan avantajların etkisiyle yabancılara konut satışı artış eğilimini sürdürmüştür. Ofis ve perakende pazarında, kiralanabilir alan arzında azalışa rağmen, stoklara ilaveler süreklilik arz etmektedir. Sektörde TL bazında fiyatlar yeni bir dengeye oturmuştur.

2020 yılında sektörümüzün, ekonomideki toparlanmanın seyrine bağlı olarak, daha canlı bir görünüme kavuşması beklenmektedir.

Amacımız bugüne ve geleceğe değer katmak

Türkiye ekonomisinin yeni bir dengeye oturma çabalarının öne çıktığı ve sektörümüz için de zorlu şartlarda geçen bir yılı, başarılı iş sonuçlarıyla tamamlayan İş GYO, değerli portföyünü ve sağlam bilanço yapısını korumak üzere etkin bir yönetim planı uygulamıştır.

İş GYO, hem devam eden yatırımlarında öngörülere uygun ilerlemeler kaydetmek, hem de satış ve kiralamalarla gelir sürekliliğini ve kârlılığını gözetmek suretiyle paydaşlarına azami değeri üretmek amacı ile faaliyetlerini sürdürmektedir.

Şirketimizin; gelir ve gider dengesini optimum seviyede tutmak, düzenli gelir yaratan gayrimenkul yatırımları ile geliştirme kârı elde edilecek gayrimenkul yatırımları arasında konjonktüre paralel olarak ideal dengeyi kurmak temelinde şekillenen ana stratejisi doğrultusunda hareket edeceğimiz önümüzdeki dönemde de, gayrimenkul portföyümüzü dinamik bir yaklaşım ile yönetmeye devam edeceğiz. Finansman giderlerini optimize ederken sürdürülebilir kârlılık ve etkin risk yönetimi de önceliklerimiz arasında olacaktır.

Yönetim Kurulumuz ve şahsım adına, daha güzel yarınları hazırlarken yanımızda olacaklarına inandığım tüm paydaşlarımıza saygılarımı sunar, teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Ömer Karakuş

Yönetim Kurulu Başkanı