Değerli Paydaşlarımız,

Makroekonomik görünüm henüz netleşmemiştir.

2021 yılında da Covid-19 varyantları ve salgının seyrine ilişkin gelişmeler küresel piyasaların gündeminde öne çıkmıştır. Yılın ilk yarısında normalleşme yolunda ilerleme kaydedilmesinin ardından yeni varyantların ortaya çıkması sebebiyle pek çok ülkede uygulamaya alınan önlem ve kısıtlamalar, ekonomik canlanmanın hız kesmesine yol açmıştır. Tedarik zincirinde yaşanan sorunlar arz-talep uyumsuzluğuna yol açarken enflasyonist baskılar devam etmiştir. Enflasyona yönelik kaygıların artmasıyla merkez bankalarının destekleyici para politikalarını sıkılaştırma hızlarını artırma yönünde karar aldıkları görülmüştür. ABD, Almanya ve Japonya gibi ülkelerin 2021 yılına ilişkin büyüme tahminlerini sanayi üretiminde yaşanan tedarik zinciri aksamaları nedeniyle düşürdükleri gözlemlenmiştir. Omicron varyantının, dünya genelinde yaşanan arz sıkıntısını ve buna bağlı olarak enflasyonu daha da artırabileceği düşüncesiyle küresel ekonominin pandemi öncesi seviyelerine ulaşma öngörüleri 2023 yılı sonrasına ertelenmeye başlanmıştır.

Yıl boyunca süregelen pandemi şartları ve küresel ekonomik ortam sebebiyle ülkemiz de zorlu bir yıl geçirmiştir. Ekonomik aktivitedeki toparlanma eğilimi ve düşük baz etkisinin de katkısıyla Türkiye ekonomisi 2021 yılının ilk dokuz ayında %11,7 düzeyinde büyümüştür.

Yurt içi talepteki güçlü görünümün yanı sıra küresel enflasyonist baskılar ve TL’nin değer kaybı enflasyon göstergelerine yansırken, TÜFE yıl boyunca yüksek seyretmiş ve yıl sonunda %36,08 ile son 19 yılın en yüksek düzeyine ulaşmıştır.

TCMB, Eylül 2021 itibarıyla politika değişikliğine giderek faiz indirimine geçmiş ve kademeli olarak yılın sonuna kadar politika faizini %19’dan %14’e düşürmüştür. Bu süreçte, ekonomide yüksek enflasyon ve döviz kuru tehditleri artmıştır. Bu görünümde Hükümet, döviz korumalı mevduat hesabı enstrümanını devreye alarak TL’deki değer kaybını frenlemeyi hedeflemiştir.

Küresel ticarette ertelenmiş talebin devreye girmesi yanında TL’deki yüksek oranlı değer kaybının da etkisiyle 2021 yılı genelinde sergilenen güçlü ihracat performansı ve turizm ve taşımacılık gelirlerindeki toparlanma cari dengede iyileşmeyi beraberinde getirmiştir. Ancak, emtia ve enerji fiyatlarındaki yükselme eğilimi cari açık üzerinde yukarı yönlü risk oluşturmaya devam etmektedir.

Ekonomik toparlanmaların gelişmekte olan ülkelerde sağlık sistemlerindeki eşitsizlikler, kamu politikaları, belirli sektörlerdeki iş gücü eksiklikleri ve kalıcı enflasyon gibi nedenlerle gelişmiş ülkelere kıyasla daha düşük seviyelerde gerçekleştiği görülmüştür. Bu gelişmeler ışığında Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nda küresel ekonomi büyüme tahminlerini 2021 için %5,9, 2022 için ise %4,9 seviyesinde beklediğini açıklamıştır. Aynı raporda Türkiye için kaydedilen büyüme tahminleri ise 2021 için %9, 2022 için ise %3,3 olmuştur.

Pandeminin gayrimenkul piyasalarına olumsuz yansımaları sürmektedir.

Pandeminin etkisi gayrimenkulün tüm alanlarına farklı şekillerde yansımasını sürdürmüştür. Konut sektöründe yatırım amaçlı yapılan alımlara, pandemi sebebiyle artış gösteren ikincil ev satışları eklenmiştir. Bu doğrultuda hem satış hem de kira bedellerine yansıyan ciddi artışlar söz konusu olmuştur. Ofislere dönüşün pandemi seyrine paralel olarak ertelenmesi ofis piyasasındaki toparlanmayı geciktirmektedir. Benzer şekilde yıl içinde uygulamaya alınan tam kapanma dönemi ile diğer sosyal önlem ve kısıtlamalar fiziksel perakende sektöründe beklenen ciro seviyesi ve ziyaretçi trafiğini olumsuz yönde etkilemiştir.

Zorlu süreci çevik yönetim anlayışımızla aşacağız.

2020 yılından bu yana tüm insanlığı, alışkanlıklarını, iş ve yaşam düzenlerini değiştirmeye sevk eden öngörülemez bir güç ile mücadele halindeyiz. Pandeminin ikinci yılına, edindiğimiz tecrübeler ve toparlanma sürecinin düşünüldüğü kadar hızlı ve kolay olmayacağı bilinciyle girmiş olmamız bizi bu süreçte pek çok belirsizliğe karşı daha hazırlıklı bir konumda tutmuştur. Bu doğrultuda yıl boyunca sürdürülebilir ve etkili aksiyonlarla Şirket faaliyetlerimiz yürütülmüş, geliştirme kârı elde edilecek gayrimenkul yatırımları gerçekleştirilmiştir.

Önümüzdeki dönemde de ideal gelir ve gider dengesini kurarak etkin risk yönetimi temelinde şekillenen ana stratejimiz doğrultusunda hareket ederek, mevcut gayrimenkul portföyümüzü dinamik bir yaklaşım ile yönetmeye devam edeceğiz.

Yönetim Kurulumuz ve şahsım adına, ürettiğimiz sürdürülebilir değere ortak olan tüm paydaşlarımıza teşekkür ederim.

Saygılarımla,

Sezgin Yılmaz

Yönetim Kurulu Başkanı